SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ 4’NCÜ GÜN (26 AĞUSTOS 1921)

ÖLDÜ DENİLEN YERDE DİRİLDİĞİMİZ YER SAKARYA

26 Ağustos’ta düşmanın, Türk kuvvetlerini güneyden kuşatma ve cepheden yarma harekatı, cephedeki Türk kuvvetlerinin direnişiyle mevzii başarılarından ileriye gidemedi. Türk kuvvetleri bugünden itibaren kesin sonuçlu bir meydan muharebesi yapmak üzere direnişe azmetmişlerdi.

           Başkomutan Mustafa Kemal, 2’nci Grup mevzilerini terk etmek, 1’inci ve 2’nci Grupların da mevzilerini düzeltmek zorunda kalmaları üzerine son TÜRK yurdunun savunulmasında uygulanacak taktiği en veciz şekilde şöyle emretti;

             “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır o satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her birlik, ilk durabildiği noktada yeniden düşmana cephe kurup savaşa devam eder, yanındaki birliğin çekilmeye mecbur olduğunu gören birlikler ona tabi olamaz. Bulunduğu mevziide sonuna kadar dayanmaya ve karşı koymaya mecburdur.”

             Ayrıca bir tedbir olarak, Başkomutan, Milli Savunma Bakanı Refet Bey’e telgraf çekerek Hükümet ve Meclisin KAYSERİ’ye taşınması için hazırlık yapmasını istedi. Tabii ki bu tedbir Yunanlıların bu günkü hızla taarruz etmeleri düşünülerek alınmıştı.

            26 Ağustos sabahı erken saatlerde üç Yunan kolordusu bütün kuvvetleriyle saldırıya geçmişti. Albay Platis komutasındaki 7’nci Yunan Tümeni’nin, kuvvetli topçu desteğinde giriştiği taarruz, Albay Kâzım (Özalp) komutasındaki üç tümenli Mürettep Kolordu’yu ve Albay Halit (Karsıalan) komutasındaki takviyeli bir tümenli  12’nci Grup birliklerini yerinde tutarak, bir kısım kuvvetleriyle Güney cephesine yardıma gitmelerine engel olmasıyla görevini fazlasıyla yapmıştır.

             Üç gündür Mangal Dağı ve Türbe Tepe savaşları sonunda bir hayli yıpranmış olan Gruplarımız, aralıksız akşama kadar süren çetin çatışmalar sonunda mevzilerini koruyamadı ve yer yer çekilmeye başladılar. Türbe Tepe’yi savunan 57’nci Tümen de üstün düşman taarruzları karşısında bu tepeyi kaybetti. Cephe ileri geri dalgalanıp duruyordu. Bugün iki taraf da varını yoğunu ortaya koymuş, bütün kuvvetlerini savaş alanına sürmüştü.

            «15’inci Tümen, 38’inci Alay, 1’inci Taburu’nun yirmi kişilik subay kadrosu, üç günlük çarpışmadan sonra altıya inmişti. Tabur Komutanı emir subayı, iaşe subayı ve dört bölükte yalnızca üç yedek subay teğmen.. Teğmenler bölük komutanlığı görevini yüklendiler, çavuşlarda takım komutanlığı görevini.. Üç günlük boğuşmanın şehit ve yaralı yitikleriyle koca tabur erimiş, bir bölüğe dönmüştü.»