SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ 16’NCÜ GÜN (07 EYLÜL 1921)

ARTIK PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK ORDUMUZDA

            Türk Ordusu 7 Eylül sabahına kadar Yunan Mevziilerine hem keşif, hem de muharebe  güçleri gönderip Yunan askerleri üzerine baskınlar düzenledi. Bu baskınlar hemen hemen her sabah yıldırma amaçlı çeşitli bölgelerde Yunan mevzileri üzerine yapılıyordu. Artık psikolojik üstünlük Türk Ordusu’nun eline geçmişti.

4’üncü Grup bölgesinde, 5’inci Kafkas Tümenimizin Hücum Taburu ile 10’uncu Yunan Tümen birliklerine yapılan bir baskında düşman gafil avlanmış, süngü ve bombalarla sabaha karşı gerçekleştirilen bu saldırı sonunda düşman Çal doğusundaki bir kısım mevzilerinden geriye atılmıştı. Hücum taburunun 1 şehit, 10 yaralı, 2 kayıp zayiatına karşı düşman bu hücumda 300 ölü vermişti.

Cephenin en doğusundaki 1’inci Grup Komutanı Albay İzzettin (Çalışlar), karşısındaki Yunan 2’nci Kolordusunda çekilme belirtileri gördüğü için iki tümenle taarruza karar vermişti. Saat 17.00’ye doğru başlayan, Albay Mehmet Sabrı (Erçetin) komutasındaki 4’üncü Tümen’in taarruzu, Yunan 13’üncü Tümeni’nin mukavemeti ve Yunan topçularının yoğun ateşlerine rağmen devam etti. Güneş batarken Yunan mevzilerine girildiğinde ise savaşın yapıldığı alanın düşman ölüleriyle dolu olduğu görüldü.

Yunan komutanı Papoulas, hükümetinden beklediği cevabı bugün de alamamıştı. Yayınladığı emirde, ‘’Kolordular, şimdi işgal etmekte oldukları mevzileri derhal tahkim etmeye başlayacaklar ve çok kuvvetli bir şekilde savunma tedbiri alacaklardır.’’ diyordu.

Evet artık roller değişmeye başlamıştı. Uzun süredir taarruz eden Yunan Ordusu artık savunmayı düşünüyordu. Türk Komuta Heyeti, üç gündür yapılan keşiflere dayanarak, durumu şöyle değerlendiriyordu; ‘’Yunanlılar, savaşı kaybettiklerini anlamışlardır. Kısa zamanda büyük çapta bir takviye almaları olasılığı da bulunmadığına göre durmak veya çekilmekten başka yapacakları bir şeyleri yoktur.’’

Türk Ordusu ne yapmalıydı? Şayet Türk Ordusu bir hamle ile 3’üncü Kolordu’yu geriye atıp Sakarya geçitlerini tutar veya kuvvetli birliklerle 3’üncü Kolordu ile kendi kuvvetleri arasına girip onları güneydeki ıssız çöllere doğru atarsa Yunan Ordusu’nu Anadolu bozkırında imha edebilirdi. Teorik olarak doğru olabilir. Fakat Türk Ordusu’nda bunu yapabilecek güç yoktu. On altı gündür süren bu korkunç mücadele onu da yiyip bitirmişti.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Cephe Komutanı İsmet Paşa durum değerlendirmesi yapıyorlardı. Fevzi Paşa, Sakarya savaşının başladığı günden beri karargâhtan uzakta, Harekât Subayı Binbaşı Salih (Omurtak) ve bir Emir Subayı ile beraber cephelerde, Mustafa Kemal’in gözü kulağı gibiydi. 7/8 Eylül gece yarısı Cephe Komutanlığı’na ulaşan yazısında Fevzi Paşa genel karşı taarruz zamanının geldiğini Başkomutan Mustafa Kemal’e öneriyordu.